|
Güzel İnsanlar
Kovboy filmlerinin alışılagelmiş sahnelerinden biri de posta ara-bısının Kızılderililer tarafından kovalanmasıdır. Sahneyi gözümüzün önünde canlandıralım: Atları kamçılayan sürücünün yanındaki koruyucu geriye dönerek tüfeğiyle ateş ediyor... Arabanın pencerelerinden ise iki yolcu tabancalarıyla saldırıyı püskürtmeye çalışıyor... Hayır! Bir tanesi vurulmuş ve cansız bedeni pencereden dışarıya sarkmış durumda... Arabanın içindeki yaşlı papaz elindeki İncil'den bir şeyler okumaya çalışırken beyaz şapkalı kadın çocuklarına sıkıca sarılıp, onları bir şey olmayacağına inandırmak için dil döküyor.
1939 yılında John Ford'un yönettiği Stagecoach (Posta Arabası) adlı filmindeki Kızılderililer ünlü yönetmenin diğer Westem yapıtlarında olduğu gibi vahşi doğanın bir parçası olarak gösterilir. Monumen Valley'deki kurumuş çöl yatağında çevrilen kovalamaca sahnesi izleyiciler tarafında çok uzun bulunur. Kızılderililerin atlara neden ateş etmediği sorusuna John Ford, "eğer öyle yapmış olsalardı filmi yarıda kesmiş olurlardı" yanıtını verir. Şüphesiz ki, bu yanıt bir yönetmenin ağzından çıkabilecek olan beylik sözlerden biridir. Ama kovboy filmleriyle ünlenmeyi hiç bir zaman düşünmediğini söyleyen John Ford asıl nedeni kaçırır ağ-" zindan: "Kızılderililer beyaz adamdan çok atlarla ilgilenirlerdi. Çoğu zaman yaya olarak savaşıyorlardı ve ata ihtiyaçları vardı, ayrıca at sırtında son derece kötü atıcıydılar."
Hayvanlara karşı son derece saygılı olan Kızılderililer için atın apayrı bir önemi vardır. Sanırım, Cheyenneler'in atlara "Güzel İnsanlar" demeleri bu hayvana verilen değeri çok iyi anlatır. 1541 yılında, De Soto başkanlığındaki beyaz adamlar Missisipi nehrini aşarken atların birkaçını ellerinden kaçırırlar. Uzmanlar, yabani at sürülerinin bu atlar tarafından oluşturulduğuna inanırlar. Sözkonusu at nesli İspanyolca "yoldan çıkmış" anlamına gelen "Mustang" diye bilinir.
Kızılderililer arasında at adı koymak yaygındır: Kızıl At, Amerikan Atı, Atlarından Korkan Adam, Kızgın At... En ünlüsü ise "Halkın toprağı satılmaz" diyerek Kara Tepelerin beyaz adama satılmasına karşı çıkan Sioux direnişçisi Çılgın At'dır. Asıl adı "Tashunka Wıtko" olan Çılgın At, 23 Eylül 1875'te toprakları satmak üzere Robinson Kalesi'nde toplanan Kızılderili reislere "Kara Tepeler'i satmaya kalkışacak ilk reisi öldüreceğim" diye haber gönderir. Toprakları satma yanlısı reislerin planlarını altüst eden bu haberi getiren Çılgın At'ın güvendiği yoldaşlardan Küçük Dev Adam'dı. Anlaşmanın bozulması üzerine toplantıdaki bazı Sio-ux'lar sevinç gösterisine başlarlar:
Kara Tepeler, sevgili yurdum benim. Göz dikmeye kalkan sana, Duyar sesini bu tüfeğin.
General Sheridon'un, 7 Şubat 1876'da, toprakların satılmaması için direnen Oturan Boğa ve Çılgın Aî'ın önderliğindeki Kızılderililere karşı başlatılacak harekatı yönlendirmek üzere görevlendi-riîmesiyle katliam defterinde yeni bir sayfa açılır. Harekat sırasında Kızılderililerin köyleri yakılır, halk göçe zorlanır ve atlarına ordu tarafından el konulur!..
17 Haziran 1876'da, Çılgın At, askerlere karşı büyük bir zafer kazanır. Kızılderililer atlarından hiç inmiyor, sayıca kendilerinden fazla olan askerleri küçük gruplar halinde geri çekilme numarasıyla peşlerine takıyor ve aniden geri dönerek saldırıyorlardı. Beyazların "Rosebud Savaşı" dediği direnişin Kızılderililerdeki adı "Kızın Kardeşini Kurtardığı Savaş"dır. Bunun nedeni, çarpışma sırasında atı vurulan Cheyenneler'in lideri Ansızın Beliren Reis'in kızkardeşi tarafından atının terkisine alınması suretiyle kurtulmasıdır.
Çılgın At, Büyük Baba'yla görüşmek üzere Washington'a giden reislerin geriye şişmanlamış ve gevşemiş olarak döndüklerini söyleyerek tüm davetleri geri çevirir. Rezervasyonlardaki Kızılderilileri direnişi sürdüren Nez Perceler'e karşı başlatılacak askeri harekata katılmamaları konusunda uyardıysa da, bir çok Si-oux savaşçısı mavi ceketli ünüformayı giymeyi kabul ederler. Çılgın At, özelleştirmeye (!) karşı direnmeyen adamlarının onurlarını da satmış olmalarına çok üzülür ve kendisine sadık yoldaşlarını toplayarak yeni bir direnişi örgütlemeye koyulur... Ama. askerler Çılpın Afi eski dostu Başı Bulutlara Eren'in yanında tutuklarlar. Robinson Kalesi'ne getirildiğinde kendisini beyaz adamın satın aldığı bir Kızılderili karşılar. Rezervasyon polisi kı-lığındaki Kızılderili, iki yıl önce Robinson Kalesi'ndeki Kara Tepelerin satılmasıyla ilgili toplantıda Çılgın At'm elçiliğini yapan Küçük Dev Adam'dan başkası değildir!..
Kaçmak isteyen Çılgın At'ı üstüne atlayan Küçük Dev Adam engeller. Koşarak gelen bir asker Küçük Dev Adam'ın tuttuğu Çılgın At'm karnına saplar süngüsünü... Çıkarıp bir daha saplar; bir daha, bir daha!..
5 Eylül 1877 günü öldürülen Çılgın At, otuz beş yaşındaydı. As-kerler ölüsünü annesi ve babasına îesiim ederler. İhtiyar karı-ko-ca Çılgın At'm cansız bedenini atların çektiği bir kızağa koyarak kaleden uzaklaşırlar... "Atın Türküsü" adlı bir Kızılderili şiiri sanki Çılgın Afin onurlu yaşantısını anlatır:
Kara ilmikli kementle yakaladınız beni Ne kötülükler ettiniz
*
Yere yıkıp bağladınız bile
Bu da yetmiyormuş gibi, kuyruğuma düğüm attınız
İşte bunu bağışlayamam!..
Sürgün edilen Kızılderililer 1877 yılının sonbaharında askerlerin eşliğinde Kuzeydoğu'daki çorak arazilere gönderilir. Göç sırasında bir grup Kızılderili, direnişi sürdüren Oturan Boğa'ya katılmak üzere kaçarlar. Aralarında Çılgın Afin yaşlı annesi ve babası da vardır!..
Opi Wakwala deresinin yakınlarında yaşlı karı-koca bir ara kaybolur gözden. Geriye döndüklerinde oğulları Çılgın Afin yanlarında taşıdıkları kemikleri ve yüreğini çoktan gömmüşlerdi...
Yalnızca kendilerinin bildikleri bir yere!
|