|
RASTLANTILAR
RASTLANTILAR
Hayatýmýzý rastlantýlar idare eder, demek ne kadar yanlýþsa, hayatýmýzda rastlantýlarýn zaman zaman oynadýðýönemli rolü görmemezlikten gelmek de o kadar yanlýþ olur. Belki bugün odanýzda, radyonuzun etrafýnda toplanan aile birliði bile geçmiþ günlerdeki bir rastlantýnýn eseridir. Meselâ, ne bileyim ben, günün birinde çoktan beri görmediðiniz bir okul arkadaþýnýza rastladýnýz. O arkadaþýnýz laf arasýnda size hiç tanýmadýðýnýz bir hanýmdan bahsetti. Birdenbire içinizde, adý geçeni görmek hevesi uyandý. Ýþin peþine düþtünüz ve emelinize kavuþtunuz. Elinde bir yay, gözleri baðlý, her kalbe rastgele oklar atan Aþk Tanrýsýnýn o sýrada kavurduðu oklardan biri kalbinize saplandý. Kýsacasý: Olan oldu.
Artýk bilmem, geçmiþ olsun mu demeli, Allah mesut etsin mi demeli, her ne hâl ise, elbette bu sonuç yalnýz bir rastlantýnýn eseri deðildir. Bu sonucu hazýrlamak için siz de çalýþtýnýz. Ama gene unutmamalý ki, onun baþlamasýný, belki de nasýl olduðunu hâlâ kendi kendinize sorduðunuz o rastlantý saðlamýþtýr.
Eðer rastlantý, fî tarihinde o okul arkadaþýnýzý sizin karþýnýza çýkarmasaydý bugün hayatýnýz nasýl olacaðýný kimselerin bilemeyeceði bir baþka doðrultuya akýp gitmiþ olacaktý.
Dünyanýn kuruluþundan 17'nci yüzyýlýn ortasýna gelinceye kadar kim bilir kaç kiþi sonbahar mevsiminde elma bahçelerinde, o güzelim elma aðaçlarýnýn altýnda oturmuþ ve kim bilir kaç kiþinin baþýna tesadüfen kaç olgun elma düþmüþtür? Ama yeryüzünde bir yerçekimi kanunun var olduðunun meydana çýkmasý için, aðaçta duramayacak kadar olgunlaþmýþ bir elmanýn ancak büyük Ýngiliz âlimi Newton'un baþýna düþmesi gerekmiþtir. Baþkasý olsaydý belki de bu münasebetsiz elmaya kýzar, aksilenirdi. Halbuki Newton elmayý kafasýna yiyince aksileneceði yerde ilk defa olarak kendi kendine : "Bu elma neden düþüyor?" diye sordu ve gene ilk defa olarak bilgin, kendi sordu bu soruya gene kendi; "Yer çekiyor da onun için! diye karþýlýk verdi.
"Peki ama öyle ise Ay neden Dünya'mýzýn üstüne düþmüyor?"
Bilginin zihninde sorular sorulan kovaladý. Tesadüfün kafasýna düþürdüðü o elma ve onun sebep olduðu araþtýrmalar Newton’u yerçekimi kanununu bulmaya doðru sürükleyip götürdü. Bizim Amasya elmalarýna hiç benzemeyen belki de düþeceði yeri bilmekten baþka hiçbir hoþ tarafý olmayan kendi halinde bir elma, harikulade bir kafaya evrensel bir gerçeði dank ettirmiþ ve böylelikle fizikte büyük bir devrim oluvermiþtir.
***
Birçok icadýyla insanlýðý kendisine borçlu býrakan Edison'un geceleri odalarýmýzýýþýða boðan ampulü bulmasý da bir rastlantý eseridir. Fýrtýnalý gecelerde gökyüzünün þimþeklerle aydýnlandýðý ve bu aydýnlýðýn bir elektriklenmeden olduðu biliniyordu. Fakat gecenin içinde kaybolup giden bu aydýnlýðý insanlarýn emrine vermek Ýçin o müthiþ elektrik gücünüçok küçük parçalara bölerek ufak elektrik ýþýnlarý elde etmek lazýmdý. Bilginler bu iþin içinden çýkamýyor, bunun yapýlamayacaðýný söylemekten de çekinmiyorlardý.
Edison bir bilgin deðildi, bir dâhi idi. Düðmeyi çevrince ampulün yanmasýný bile kendince þöyle açýklýyordu : Hani Fransýzlarýn bahsettikleri bacaklarý kýsa, bedenleri upuzun yerden bitme köpekleri vardýr ya, iþte onlarý kastederek: "Öyle bir köpek düþününüz ki baþý Londra'da, kuyruðu da Edinburg'da olsun. Edinburg’da köpeðin kuyruðunu çekerseniz köpek Londra'da havlar. Ýþte benim elektrik hakkýnda söyleyeceðim de bundan ibarettir. Kuyruðunu çektiðim zaman köpeðin içinde ne olup bittiðini nasýl bilmiyorsam; düðmeyi çevirdiðim zaman elektrik telinin içinde ne olduðunun da farkýnda deðilim." diyordu.
Ampul daha bulunmadan da anot ve katot adý verilen
{-) ve (+) cereyanlý iki elektrik telinin birbirine deðmesinden kývýlcým çýktýðý görülüyor; fakat bu ýþýðý sürekli tutmak kabil olmuyordu. Çünkü bu kývýlcýma dayanacak tel bulunmamýþtý. Denenen her tel bir anda eriyip gidiyordu. Hem çok ince, hem de erimeden kalacak kadar ateþe dayanýklý bir tel bulmak gerekiyordu.
Edison günün birinde atölyesinde yalnýz baþýna oturmuþ, kömür haline gelmiþ bir maddeden yaptýðý siyah hamuru yoðururken bu maddenin çektikçe ip gibi uzadýðýný gördü ve iþte o zaman aklýna, zaten yanmýþ olan bu maddenin elektrik kývýlcýmýna dayanabileceði geldi. Bu noktadan ilerleyerek birçok denemeler yaptý, sonunda kömürleþmiþ pamuktan yaptýðý bir ince teli ampulün Ýçinde kullandýðý zaman, o güne kadar geceleri yaðlar ve gazlarla ancak pek zayýf aydýnlatýlabilen dünyanýn, parlak elektrik ýþýðýyla aydýnlanmasý devrini açmýþ oldu. Edison'un dehâsýna çarpan bir rastlantýÝle geceler maðlup edilmiþti.
***
Ýnsanlýða büyük hizmetlerde bulunan meþhur Pasteur de þarbon hastalýðýnýn hayvanlardan hayvanlara mikroplarla geçmekte olduðunu bir arkadaþýyla boþ bir tarlanýn yanýndan geçerken fark etmiþtir. Þarbondan ölmüþ hayvanlarýn gömülü olduðu bu tarlada otlayan hayvanlarýn þarbondan öldüklerini görmesi onu bir gerçeðin kucaðýna atmak için yetivermiþti.
***
Unutkanlýk iyi bir þey deðildir, insanýn baþýna her zaman olmadýk iþler açar. Ama mesela bir gün, iyotlu gümüþ levhalarýn bulunduðu bir dolapta küçük bir cýva tüpünün unutuluvermiþ olmasý Daguerre'e fotoðrafý buldurmuþ, gene bir dolapta unutulmuþ fotoðraf plaklarýnýn üzerinden tesadüfen kuvvetli bir elektrik cereyanýnýn geçi vermesi röntgenin keþfine yol açmýþtýr. Fotoðrafýn olsun, röntgenin olsun hayatýmýzda oynadýðýönemli rolü burada uzun uzun anlatmaya hiç de lüzum yoktur sanýyorum.
***
Arþimet'in banyoda, suyun içine girdikten bir zaman sonra deli gibi çýrýlçýplak dýþarý fýrlayarak, "Buldum, buldum!" diye baðýra baðýra Siraküza sokaklarýnda koþmaya baþladýðýný tabii bilirsiniz. Arþimet, tesadüfen içine gömüldüðü suyun kollarýný yukarý doðru kaldýrmasýndan bugün dünyanýn bütün denizlerinde mekik dokuyan gemilerin yapýlmasýný mümkün kýlan prensibi keþfetmiþti. Banyoda olup biten o rastlantýnýn milletlerin hayatýnda yaptýðý deðiþikliðin boyunu bugün ölçmek bile kolay deðildir.
***
Býrakalým bütün bunlarý, ikinci Cihan Harbinin baþlangýcýndan az sonra bir hastane penceresinde unutulup küflenmiþ bir peynir insanlarý muhakkak ölümlerden kurtaran Penicilline'in bulunmasýna yol açmýþ deðil midir?
Doktor Fleming, kolunda açýk yara bulunan bir hastanýn yarasýüzerine bir peynir küfünün rüzgârla bir tesadüf eseri olarak konmasýndan yaranýn iyileþtiðini görerek büyük keþfini gerçekleþtirmiþtir. Rastlantýlarýn sebep olduðu harikalar elbette bu kadarcýk deðildir. Hayatýnýzýn mesut rastlantýlarla dolu olmasýný ve sizin de bu rastlantýlardan en iyi þekilde faydalanmanýzý dilerim.
|